Koronavirüsün Türkiye’deki Kadınlara Etkisi

İrem Çetinkaya ve Barış Kaan Basdil

Giriş

Dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgını yaşamı ciddi anlamda etkilemektedir. Virüsün hızla yayılması, hastalıkların ciddi anlamda artması ve birçok ölüm haberiyle insanlar büyük bir endişe ve korkuya sürüklenmiştir. Kişiler sadece sağlık alanında endişe yaşamamaktadır. Günlük rutinimizin değişmesi ve yaşanan panik ile psikolojik bağlamda problemler yaşanmaktadır. Bunların yanı sıra, ekonomik anlamda bizim gibi kırılgan ülkeler için ciddi sorunlara yol açmıştır. Birçok insan işsizlikle karşı karşıya kalmış, düşük bir ödenek ile hayatını devam ettirmeye mahkûm bırakılmıştır. Salgını kontrol altına almak için birçok ülke kişilerin evde kalmasını amaçlayan çeşitli önlemler almak zorunda kalmıştır.

Salgında Kadına Şiddet

Salgın kadın ve erkekleri farklı şekillerde etkilemiş, sınıf farklarını ve ayrımcılığı daha çok belirginleştirmiştir. Araştırma şirketi IPSOS’un “Koronavirüs Salgını ve Toplum: Genel Kamuoyu Araştırması” verilerine bakıldığında eşitisizliğin daha da arttığını görmekteyiz. Evlerin içinde uzaktan eğitim, uzaktan çalışma gibi durumların yanı sıra virüse karşı hijyen faaliyetlerinin artması ile her on kadından yedisi iş yükünün arttığını belirtmektedir.  Salgının yol açtığı kriz nedeniyle kişiler psikolojik, ekonomik ve sosyal açıdan daha fazla sorun yaşar hale gelmiştir. Aile bireylerinin evde daha fazla bulunması nedeniyle kadınların sorumlulukları ve kişilerin isteklerini karşılama çabası, kadınların mental sağlık sorunu yaşama risklerini arttırmıştır. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi’nin de belirttiği gibi, COVID-19 salgını nedeniyle işsizlik, ekonomik sorunlar ve sağlık hizmetlerine erişimde kadınlar erkeklere göre daha dezavantajlı olacaktır. (UN Women, 2020).

Bunun yanı sıra, yaşanan bu kriz sürecinin yarattığı gerilimler ile kadınların partner şiddetine maruz kalma oranı daha da arttı. Getirilen seyahat kısıtlaması nedeniyle birçok kadın ailesinin yanına dönemedi ve şiddet uygulayıcısıyla aynı evde kalmak zorunda kaldı. Bu alanda yeterli sayıda çalışma henüz bulunmasa da, kadına yönelik şiddetin arttığını gösteren veriler mevcuttur. 2019 ve 2020 Mart ayları karşılaştırıldığında, fiziksel şiddetin %80, psikolojik şiddetin %93, sığınma evi talebinin %78 oranında arttığı görülmektedir (Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu). Normal dönemde bile şiddete maruz bırakılan birçok kadın, korku, utanma, çevre ve aile baskısı gibi çeşitli nedenlerle ciddi bir yaralanma olmadıkça sağlık kuruluşlarına başvurmamaktadır. Bunun sonucunda daha fazla şiddete uğramakta veya öldürülmektedir. Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarıyla entegre yardım alanları yaratılması gerekmektedir. Yaşanan salgın döneminde ev içi şiddet göz önünde bulundurularak yardım hatlarının geliştirilmesi gerekmektedir. İspanya’da eczanedeki çalışandan ‘Maske 19’ istenmesi durumunda eczacının polisle irtibata geçmesi buna güzel bir örnektir (Koyuncu,H.(2020,27 Mart).Euronews).

Salgın ve LGBTI+ Bireyler

Ülkemizde LGBTİ+ bireyler normal zamanda haklarına erişmekte ciddi problemler yaşamaktadır. COVID-19 nedeni ile ayrımcılık daha da derinleşmiştir. Pandemi döneminde sağlık hizmetlerine ulaşmakta ayrımcılıkların daha da arttığı görülmektedir. Hayati önem taşıyan HIV ilaçlarına erişimde aksaklıklar yaşandığı bilinmektedir. Çoğu hastanenin pandemi hastanesi olması nedeniyle hormon tedavisi gören ya da cinsiyet geçiş ameliyatı olacak olan bireyler problemler yaşamaktadır. Psikolojik olarak zaten çok yıpratıcı olan bu süreçten daha fazla etkilenmektedirler. Bunun yanı sıra uzaktan eğitim nedeni ile ailesinin yanına dönen birçok birey psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kalmakta ve değiştirilmek istenmektedir. LGBTİ+ bireylerin istihdam problemi yaşaması ve güvencesiz çalışma şartlarının olması nedeniyle bu süreçte işsiz kalma ve yoksullaşma olasılığının daha yüksek olduğunu görüyoruz.

Bu kadar eşitsizlik ve baskının yanında sosyal medyada yaşanan nefret söylemlerinin bu dönemde daha da arttığını söylemek mümkün. Bazı firmaların LGBTI+ sembolleri taşıyan ürün satışı yapmaları nedeniyle boykot kampanyaları düzenlendi. Bunların satılmasının sapkınlığı yaydığı, çocuklara ve gençlere kötü örnek olduğu söylendi. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, COVID-19 salgını ile mücadelede LGBTİ ile ilgili yayınladığı bildiride, önlemlerde yaşlılar ve evsizler dâhil olmak üzere LGBTI+ bireylerin sıkıntılarının göz önüne alınması gerektiğini vurgulamıştır. Damgalama ve nefret söylemlerine karşı sağlık ve diğer hizmetlere erişimde ayrımcılığa uğramamaları için önlem alınmasını, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete maruz bırakılanlara destek hizmetlerinin verilmesinin sağlanmasını önermiştir. Bu doğrultuda içinde bulunduğumuz bu dönemde, ülkemizde de ayrımcılığın ve nefret söylemlerinin çözümüne yönelik yeni adımlar atılmasını temenni ediyoruz.

Koronavirüsün Kadınlara İş Pazarındaki Etkisi

Yazının bu bölümünde koronavirüsün kadınları iş pazarında nasıl etkilediğinden bahsedeceğiz. Bu bölümde bahsedeceğimiz istatistikler, aksini belirtilmediği sürece UN Women’ın Rapid Gender Assesment raporundan[1] alınmıştır. Rapor, iş pazarında kadınların durumunun koronavirüs öncesinde de kötü olduğunu belirterek başlar. Bianet’in haberine göre 2019 yılında, “erkeklerde işgücüne katılma oranı… yüzde 72.6, kadınlarda ise… yüzde 34.9 olarak gerçekleşti[2]”. Koronavirüs döneminde ücretli emeğe ayrılan süre toplamda yüzde elli üç azalma göstermiştir. Erkeklerde ücretli emeğe ayrılan süredeki azalma daha fazla olsa da (yüzde 46’ya karşı yüzde 57,1), kadınlar erkeklere nazaran işlerini daha çok kaybetmiştir (yüzde 14,2’ye karşı yüzde 18,8).

Ücretli Emeğe Ayrılan Vaktin Ciinsiyete Bağlı Değişimi

Aynı dönemde kadınlar, erkeklere göre daha çok kısmi-ücretli ve ücretsiz izine ayrılmıştır (yüzde 19,8’e karşı yüzde 24,7). Her ne kadar araştırma bu iznin alınma sebebini belirtmese de, bu farklılığın kadınların ev işlerine daha fazla vakit ayırması olabileceği tahmin edilmiştir. Gerçekten de ülkemizde kadınların birincil “işlerinin” ev işleri olduğu söylenebilir. 2015 yılında yapılan Time Use Survey (Zaman Kullanım Anketi), kadınların erkeklere göre ortalamada beş kat daha fazla ev işi yaptığını aktarmıştır. Koronavirüs döneminde kadınların yüzde 77,6’sı temizliğe daha fazla vakit ayırmaya başlarken aynı istatistik erkekler için yüzde 47’dir. Aynı analizi yemek pişirme için yaptığımız zaman kadınların yüzde 59,9’u, erkeklerin ise yüzde 23,9’u yemek pişirme sürelerinin arttığını belirtmiştir.

COVID Sonrası Ev İşlerine Ayrılan Zaman Artışının Cinsiyet Dağılımı

Bu artışlar sonucunda kadın ve erkeklerin zamanlarını hangi etkinliklere ayırdıklarını incelediği zaman, korona öncesi görev dağılımını değişmediğini gözlemlenir: Yine kadınlar zamanlarının ciddi bir kısmını (yüzde 56,1) ev bakımına ayırmaktadır. Bütün bu bilgilerden, koronavirüsün iş pazarında kadınları daha çok etkilediğini söylemek mümkündür. Erkeklerin ve kadınların, koronavirüs dönemindeki kısıtlayıcı önlemlerden neredeyse eşit miktarda etkileneceğini göz önünde bulundurulduğunda, koronavirüs öncesindeki adaletsiz durumun bu dönemde arttığını söylemek mümkündür. Grafikte de görüldüğü üzere kadınlar da erkekler de ankette belirtilen durumları yakın oranlarda yaşayacaklarını düşünmektedir. Grafikteki en büyük farklılık, kadınların erkeklere göre daha çok borç alacaklarıdır (yüzde 43,6’ya karşılık yüzde 53,1). Bu farklılığın da, erkeklerin iş pazarında kadınlara göre daha çok temsil edilmesinin sonucu olduğunu söylenebilir.,

COVID Tedbirlerinin Devamı Durumunda Finansal Durumların Cinsiyete Göre Dağılımı

Ne Yapılabilir?

Kadınların iş piyasasında daha az temsil edildikleri, daha çok ev işleri ile uğraştıkları ve bu durumun koronavirüs döneminde daha da kötüye gittiğini gözlemledik. Bunun üzerine kadınların koronavirüs şartları altında erkeklere göre borç alma ihtiyaçlarının daha fazla olduğunu da gözlemledik. Bu durumun çözülmesi için tüm kadınların finansal bağımsızlık kazanmaları gerektiğini düşünüyoruz. Erkekler hanenin birincil gelir getireni durumunda olduğu sürece, kadınlar kendi beşeri sermayelerine karşıolgusal duruma nazaran daha az yatırım yapacaklar, böylece ileride de iş pazarına girmeleri zorlaşacak ve beklenen gelirleri düşecek, sonuçta finansal bağımsızlıklarını iyice kaybedecekler.

Kadınların iş gücüne katılımını ve istihdamını arttırmak için, işe alımlarda özgeçmişlerden cinsiyet ile ilgili bilgiler çıkartılabilir. Yurtdışında kimi firmaların özgeçmişleri isimsiz incelediğini biliyoruz[3]. Bu şekilde işe alım sırasında sadece eğitim ve yeteneklere odaklanılabilir. Fakat bu yöntem tek başına işe yaramayacaktır. İş pazarının dışarıdaki kadınların, beşeri sermayelerinin karşıolgusal senaryoya göre daha az olduğunu belirtmiştik. İş pazarına uygun beşeri sermaye inşası için, kadınların eğitime ulaşımlarının desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu kolaylaştırmaya bir örnek için değerli hocam Fikret Adaman’ın “500 Milyonluk Umut Hikâyeleri” isimli kitabını önerebiliriz[4]. Türkiye’de kadınlara özel verilen burslar da bu kolaylaştırmaya güzel bir örnek teşkil ediyor.

Sonuç

Gerek cinsiyete dayalı, gerek ekonomik duruma dayalı eşitsizliklerin neoliberal dönemde başladığını söylemek doğru değil, fakat neoliberal dönemde bu eşitsizliklerin neredeyse rekor seviyelere çıktığı aşikâr. Daha önce bir yazımızda bahsettiğimiz gibi (Karl Polanyi and Neoliberalism), piyasalar kendi etki alanlarını arttırmaya çalıştıkça, toplumlar da bir çifte hareket (double-movement) ile piyasanın etki alanını kısıtlamaya çalışırlar. Bunun örneklerini yakın tarihte Sovyetler Birliği’nin etkisi altında dünyada iyileştiği gözlenen işçi ücretleri ve haklarıyla, Türkiye’de de 1960 darbesi ile görebiliriz. 1970’lerden bile daha kutuplaştığımız bu günlerde[5], bu durumun bir şekilde sonlanacağına ve daha adil ve daha eşitlikçi bir düzene sahip olacağımıza inancımız tamdır.

İrem, Tablet Düşünce’nin sosyal medya sorumlusudur. irem.cetinkaya@hotmail.com adresinden ulaşılabilir.

Barış, Tablet Düşünce’nin baş editörüdür ve kurucularındandır. kaanbasdil@gmail.com adresinden ulaşılabilir.


[1] The economic and social impact of COVID-19 on women and men: Rapid Gender Assessment of COVID-19 implications in Turkey. UN Women (2020).  https://www2.unwomen.org/-/media/field%20office%20eca/attachments/publications/2020/06/rapid%20gender%20assessment%20report%20turkey.pdf?la=en&vs=438

[2] https://m.bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/217202-kadinlarin-isgucune-katilim-orani-ayni-kaldi

[3] https://wol.iza.org/articles/anonymous-job-applications-and-hiring-discrimination/long

[4] 500 Milyonluk Umut Hikâyeleri. Fikret Adaman, Tuğçe Bulut. İstanbul, İletişim Yayınevi, (2007)

[5] https://twitter.com/KBuyukyuksel/status/1305909997814124557

Kapak görseli: Turkish Policy