Sosyal Medya Düzenlemesi Neden Hepimizi İlgilendiriyor?

Sosyal medya —özellikle Twitter—, hayatlarımıza ilk girdiği günden farklı bi işleve sahip. Özellikle Türkiye’de, son zamanlarda oluşan toplumsal tepkiyi bizi yönetenlere iletebildiğimiz tek araç haline geldi. Yetkililer tüm fiziksel yürüyüşleri engellemek için türlü müdahaleleri kullandığı için artık adalet talebimizi belirtmemizin, haksızlığa karşı çıkmamızın ve isteklerimizi iletmemizin en önemli yolu sosyal medya.

Mesela Tunceli’de dağ keçilerinin avlanması için açılan ihale, sosyal medya olmasaydı yöre halkı dışında kimsenin duyacağı bir olay olmazdı. Gazetelerde ufak bir haber olarak verilip geçiştirilecek, bir sürü hayvanın can kaybına yol açacaktı. Ama dijital ortamda çevreci ve hayvan haklarını savunan insanlar tarafından tepkiler büyüdü, kamuoyunun da desteğiyle ihale iptal edildi. Yine Volkan Uzun’un 12 farklı sabıka kaydı olmasına ve bir köpeğe tecavüz etmiş olmasına rağmen serbest bırakılmasını(!) ve sonrasında gelen tepkiler sayesinde tekrar tutuklanmasını da örnek verebiliriz. Ya da hala genel kurula getirilmeyi bekleyen Hayvan Hakları Yasası için yapılan baskıyı da. Eğer sosyal medya olmazsa, yıllardır baskı yapılmasına rağmen çıkmayan Hayvan Hakları Yasası vekillerin aklına gelir mi sizce?

Bir azınlık olan LGBTİ+ bireyler de sosyal medyanın etkisini sık sık kullanıyor. Neredeyse her üç günde bir kez birinin uğradığı nefret suçuna bağlı fiziksel şiddeti paylaşmak zorunda kalıyoruz ne yazık ki, adaleti buradan sağlamayı bekliyoruz. Son 5 senedir Onur Yürüyüşü’nün yapılmasına izin verilmeyen bir ülkede —pandemi nedeniyle— Dijital Onur Yürüyüşü düzenleniyor ve böyle kutlanıyor. Eğer sosyal medya yasası gelirse, son 5 sene her yürüyüşte polisin müdahale ettiği Onur Yürüyüşü’yle alakalı paylaşımlara sizce izin verilecek mi, yoksa “toplum ahlakını bozduğu gerekçesiyle” sansürlenecek mi? Bu yasa gelince eşcinsel karakter içeren dizi ve filmlere sansür getirileceğine kesin gözüyle bakabiliriz, daha yasa gelmeden Netflix’te bunun bir örneklerini gördük, bu hazırlanan yasa gelirse olacakları siz düşünün.

Medyanın bu derece özgür olmadığı bir ortamda belki de tek haber alma alanımız da sosyal medya. Eğer iktidar sosyal medyayı kontrolü altına alırsa haber alma özgürlüğümüz kalmayacak. Mesela bu son dönemde sosyal medya olmasaydı Şaban Vatan, kızı Rabia Naz için adalet arayışını, Muhammed Kadirova, kız kardeşi Nadira Kadirova için adalet arayışını duyuramazdı. Bu davalar kapanmış ve başarısız gözükse de hala kamuoyu baskısı sosyal medyadan yürütülüyor, Şirin Ünal’ın son paylaşımında toplumun ne kadar tepki verdiğini hepimiz gördük. Ve bunun başarılı olduğuna dair yakın tarihten bir örnek olarak Şule Çet’i hatırlatmak istiyorum. Şule Çet cinayeti eğer sosyal medya baskısı olmasaydı muhtemelen toplum vicdanını rahatlatacak bir şekilde sonuçlanmayacaktı.

Hatta daha da kötüsü, yasadaki “Unutulma Hakkı” sayesinde; bir kişi, kendi hakkındaki tüm haberlere erişim engeli getirebilir ve sildirebilir. Buna örnekler düşünmek zor değil. Mesela Şirin Ünal, Nadira Kadirova’nın ölümüyle ilgili internette çıkan tüm haberlere, tweetlere ve hatta Google aramasında çıkan bütün sonuçlara, eğer kendi adı geçiyorsa, sildirme talebinde bulunabilir ve engelletebilir. Eğer yasa gelirse ve bundan sonra böyle başka bir olay —umarım yaşanmaz ama— yaşanırsa da, bu yasa yüzünden biz daha duyamadan çoktan yok edilmiş olacak. Şüphelinin kim olduğunu bile öğrenemeyeceğiz.

Bu ülkede —ne yazık ki— her gün bir kadın, sosyal medyada yaşadığı tacizi, tecavüzü veya aile içi istismarı anlatıp destek arıyor. Her gün bir LGBTİ+ bireyi yaşadığı —nefrete bağlı— şiddeti paylaşıp destek istiyor. Her gün biri, bir hayvana uygulanan istismarı paylaşıp kamuoyunda tepki oluşturarak adalet arıyor. Bazı kadınlar başka türlü istismarcısı öğrenebileceği için tek kalan yoldan, anonim olarak sosyal medyada mesaj paylaşıyor. İnsanlar aradığı yardımı bulabiliyor da halen.

Bütün bunların hepsi için önemli sosyal medya. Söylemlerimizi, taleplerimizi ve tepkilerimizi duyurabilmemiz için önemli. İstismar edilen hayvanlar için, nefrete ve şiddete maruz kalan LGBTİ+ bireyler için, tacize ve tecavüze uğrayan; hatta öldürülen kadınlar için sosyal medya düzenlemesine hep birlikte karşı çıkmalıyız. Adaletsizliğe, hukuksuzluğa, eşitsizliğe ve yıkıma karşı koyabilmek için #SosyalMedyamaDokunma

by @rutherford1